Türkiye’nin sağlıkta kurtarıcı modeli

Türkiye’nin sağlıkta kurtarıcı modeli

[simple-author-box]

Türkiye sağlığının kurtarıcısı “aile hekimliği”

Türkiye’de sağlık Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan itibaren hükümetlerin en başta gelen uğraşı alanları olmuştur. Hızlı nüfus artışı ve sağlık ünitelerinin yetersizliği sorunları arttırmıştır. Sağlıktaki olumsuzlukları düzeltmek ve daha iyi sağlık hizmeti sunmak için çeşitli yöntemler denenmiş ve hep daha iyiye gitmek için çaba harcanmıştır.

Her bireyin en yüksek standartlarda sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesi temel insan haklarının ve sosyal devlet anlayışının asli unsurlarından birisidir.

1961 yılında 224 sayılı sağlıkta sosyalizasyon yasasıyla  sosyal bir sağlık politikası oluşturulmuş, yurdumuzun tüm topraklarını kapsayacak şekilde nüfus başına sağlık ocakları kurulmuştur. Buralara doktor, ebe, hemşire, sağlık memuru görevlendirilmiştir. Hastanelere sevk sistemi ile hastaların önce sağlık ocaklarında tedavi edilmesi, gerekirse hastanelere sevk edilmesi, böylece sağlığın birinci basamakta çözülerek ikinci basamağa yığılmanın önüne geçilmesi planlanmıştır.

Temelde kusursuz görünen bu model sahada tam anlamıyla çalışmamış, bazı eksiklikler meydana gelmiştir.

Birinci basamakta koruyucu sağlık hizmetleri gelişmiş ancak tedavi edici sağlık hizmetlerinde yine ulaşılabilir yerlerde ikinci basamağa eğilim ve yığılma devam etmiştir.

Bu durumun oluşması ve devam etmesinde sağlık ocağı hekimlerinin kamu görevlisi olması, performans sistemi olmaması, çoğunlukla mecburi hizmet ile gidilen yerlerin geçici olarak görülmesi, tam anlamıyla görev yerlerinin benimsenememesi etkenler arasında sayılabilir. Bireysel ve bölgesel başarılar ise genele yansımadığından tam uygun bir modelleme gerçekleşmemiştir. Ayrıca ikinci basamaktaki hekimlerin ücretlerinin düşük olması, hemen hemen hepsinin muayenehanelerinin olması, gelen hastaların çok olmasıyla daha iyi hizmet almak isteyenlerin muayenehanelere yönlendirilmesi de etkendir. İkinci basamaktaki hekimlerin kendilerine daha çok itibar edilmesini sağlamak için birinci basamak pratisyen hekimlerin itibarlarını bilerek veya bilmeyerek düşürmüşlerdir. Halkta birinci basamağa güvenin azalması bu negatif sarmalı arttırmış ve ikinci basamağa yığılma artmıştır.

1961 anayasasında 49. Maddede  “Sağlık Hakkı” olarak belirtilmişken, 1982 anayasasında 56. Maddede ‘’Sağlık Hizmetleri’’ olarak belirtilmesi, sağlıkta hizmet tanımını güçlendirmiştir.

1982 anayasasında; Devlet herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi arttırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini düzenler. Devlet bu görevini kamu kesimi ve özel kesimdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir şeklinde belirtilmektedir.

Bu açılımla birlikte 90’lı yıllarda özel sağlık poliklinikleri çoğunlukla 1. Basamakta hizmet veren pratisyen hekimlerce açılmaya başlandı. O zamana kadar 1. Basamağa güvenmeyen ve sadece ilaç yazdırmak veya basit hastalıklar için kullanan vatandaşlarımız özel sağlık polikliniklerinden hizmet almaya başladılar. Üstelik para ödeyerek ve bir statü simgesi olarak bu hizmeti aldılar.

Özel poliklinikler de kurumlarını röntgen, ultrason ve basit tıbbi laboratuvarlar kurarak güçlendirdiler.

SSK dan yeterli hizmet alamayan insanlarımız bu şekilde makul bir ücretle hem kaliteli hem de itibarlı hizmet aldılar.

Özel sağlık polikliniklerinde çalışan hekimler de hastaların % 90’ını 1.basamakta tedavi ederek kendilerine güvenleri yeniden kazandılar.

SSK’nın özel tıp merkezleri ve hastaneler ile anlaşması ve reçetelerini kabul etmesi özel sağlık polikliniklerinin sonunu getirdi. % 90 hastanın cüz’i bir ücrete ve düşük maliyetle tedavisi sona ererek yine 2.basamağa yönelim oluştu.

2000’li yılların sonlarında geçilen aile hekimliği sistemi de tekrar 1.basamağa prestij ve hastalarda memnuniyet oluşturdu. Artık herkesin en yakınında bir aile hekimi var.

Dokuzuncu 5 yıllık kalkınma planında sağlık politikası (2007-2013);

Aile hekimliğinin tüm illerde yaygınlaştırılması,

Hastanelerin daha verimli çalışması ve hizmet kalitesinin arttırılması amacıyla idari ve mali açıdan özerkleştirilmesi,

Özel sektörün sağlık alanında yapacağı yatırımların teşvik edilmesi gibi uygulamaları içermektedir.

  1. basamağın daha aktif ve aile hekimliğinin uygulandığı İngiltere de 2009 yılı kamu ve özel sağlık harcamaları kişi başı 3285 $

Yine aile hekimliği uygulanan Almanya’da da 2009 yılı kişi başı düşen sağlık harcaması 4129 dolardır.

  1. basamağın yaygın olduğu ve aile hekimliği uygulanmayan ABD’de ise bu rakam 2009 yılı kişi başı yıllık sağlık harcaması 7410 dolardır ki bu rakam ABD’nin kamu harcamasıdır.

Özel sağlık sigortası ile finansmanı sağlanan bir hizmetin ne kadar pahalı olduğunu göstermektedir.

OECD ülkeleri içinde sağlık harcamasının GSYİH (Gayrı safi yurt içi hasıla) ya oranı ortalama %9,6 iken ABD’nin bu oranı % 13,7’dir.

ABD de doğrudan cepten ödemeler  % 24,2 ve özel sağlık harcamaları toplam sağlık harcamalarının  % 51,4 ünü oluşturmaktadır.

Türkiye de 2009 verilerine göre kişi başı yıllık sağlık harcaması 726 $, Toplam sağlık harcamalarının  GSYİH ya oranı ise  % 6,7’dir.

WHO ya göre bu oran % 8-13 arasında olmalıdır. Bu durum sağlık hizmeti talep edenlerin hizmete etkin ulaşamadığını göstermektedir.

Aile hekimliğine yaygın olarak geçilen bu yıllardan itibaren bu durumun düzeleceği ve aktif, düşük maliyetli sağlık hizmetlerinin tüm yurdumuzda ulaşılabilir, verimli ve memnuniyet verici olacağını öngörmekteyiz.

Bunu gerçekleştirmek için aile hekimliğini sahada geliştirmeli, yine sahanın sorunlarını göz ardı etmeden çözüm işbirliğine gitmeliyiz. Aile hekimliğini temsil eden  STK’lar ile işbirliği ve Sağlık Bakanlığımızın alacağı kararlarda istişare ile hareket etmesi bu işbirliğini kuvvetlendirecektir.

Tekrar belirtmek gerekirse  Türkiye’nin sağlıkta kurtarıcı modeli Aile Hekimliği sistemidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir